26 Ağustos 2010 Perşembe

kuş kafası


      

Geçerken, bir kalabalık gördüm. Neyin nesi diye baktığım da; bir dükkânın tabelasının üstünde ki bir tür muhafaza alüminyumuna sıkışmış bir güvercini kurtarmaya çalışıyorlardı, ellerinde ki uzun bir sopayla. Kurtarmaya çalışan çocuk, kuşu mu yoksa alüminyum muhafazayı mı kurtarmaya çalışıyordu pek belli değildi. Etrafta ki dükkânların esnaflarından oluşan kalabalıktan bazıları     '' aman dikkat kafasını koparacaksın kuşun  ''  dedikçe  '' koparsa kopsun dünyanın parasını verdim ben o alüminyumlara, dikkat et, bak alüminyumu kıracaksın ''  dedi içlerinden bir kadın. Anlaşılan dükkân sahibiydi. Soğudum kadından, nefret ettim, en çok da kadın olduğu için nefret ettim, anne olacak bir kadın bu kadar duygusuz, bu kadar maddeci olmamalıydı. Bilmem kaç liralık alüminyum daha değerliydi onun için bir kuşun kafasından.

       Bir kaç gün  gezdikten sonra en iyisini en uygun fiyata veren yeri bulmuştum. Siparişimi vermek için dükkâna gittim. Siparişimi alan kız, ellerinde istediğim ürünün olup olmadığını telefonla araştırırken, bende oturdum, müşteri koltuklarından birine. Masanın diğer ucunda dükkân sahibi ya da çalışanı olan kadın telefonda konuşuyordu, bana aldırış etmeden. Nişanlısı ya da kocasıyla eve alacakları eşyaları konuşuyorlardı. Kadın telefonda konuştuğu adama   '' ben onu istemiyorum, sen almayacağız demiştin, şimdi yine onun siparişini mi verdin! hep böyle yapıyorsun ama ''  diye kızıyordu. Önce bu konuşmanın sıradan bir kadın-erkek çekişmesi anlaşmazlığı olduğunu düşündüm. Telefon uzadıkça kadın daha çok kızmaya diretmeye başladı   '' sonra konuşuruz, bunun hesabını vereceksin ''  diye kapattı telefonu. Benim siparişimi alan kıza dönerek '' vallaha şeytan at diyor şu nişanı, uğraşamayacam ben bunla, ben köşe takımı istemiyorum dedikçe bu ikincisinin siparişini veriyor '' dedi. Kız bir şey demedi ama ben dedim. '' ne önemi var köşe olmuş, ya da olmamış '' dedim.  '' aaa öyle demeyin bu kaçıncı hep benim dediğim diyor, ne zormuş bu işler ''  diyerek yine tekrarladı, nişan atma olayını   '' bir köşe takımı için nişan atılır mı? ''  deyince '' atılır tabi niye atılmayacakmış ''dedi. Konuştukça daha da açıldı, açıldıkça anlamadım kadının neden evlendiğini. Sanki âşık olduğu adamla evlenmiyor da yıllardır hayalini kurduğu arabayı alıyordu.
      
        Dükkândan çıkarken hatırladım kadını, bir kaç gün önce  '' koparsa kopsun, dünyanın parasını verdim o alüminyumlara, dikkat et, bak alüminyumu kıracaksın '' diyen kadındı. Önce evleneceği adama acıdım sonra doğuracağı çocuklara.
















25 Ağustos 2010 Çarşamba

hamburger ile sevişmek

         Her defasında bir daha yapmayacam niye yaptım ki desem de hiç bir zaman bitiremedim; ne hamburger yemeyi, ne de bir şey hissetmediğim kadınlarla sevişmeyi. Uzun zamandır yemiyorum, bir daha yemem, hem başka yiyecek başka bir şey de yok, bir hamburgerden bir şey olmaz diyerek girdiğim kapıdan '' of niye yedim ki bu tatsız tuzsuz şeyi '' diyerek tiksintiyle çıkmak yada  ''  offf niye seviştim  bu kadınla, hani bir daha yapmayacaktın ''   demek. Aynı heyecan, aynı tiksinti, aynı pişmanlık