23 Kasım 2010 Salı

oyun


        
İnsanlara bakmayı seviyorum, yüzlerinden hayatlarını okumaya çalışıyorum. Bazen üzülüyorum; kederli, bitkin, yorgun birini gördüğümde. Bazen de mutlu oluyorum; gözlerinin içi ışıl ışıl birini gördüğümde. Tek başıma yürüdüğüm, uzun şehir otobüs yolcukları yaptığım zamanlarda çıktı oyunum. Oyunun tek bir kuralı var; baktığımı belli etmemek, baktığım insanlara.Kadınlar  onlara baktığımı fark ettiklerinde kadınlık güdüsüyle onları kestiğimi zannediyorlar, erkeklerse çoğu zaman fark etmiyorlar onlara baktığımı.Önümden geçip gittilerse tek kelimelerle düşünüyorum; mutlu, kaderci, yorgun, kabullenmiş, acı çeken, hüzünlü gibi kelimeler oluyor, kelimelerim.Karşımda oturuyorlarsa biraz daha uzun oluyor kelimelerim, birkaç cümle oluyor bazen de.Dün de arkadaşlarla gidilen cafe de tavla muhabbeti başlayınca sıkıntıdan kalkmak istedim, tavlacılardan biri şehir dışından gelen arkadaşım olduğundan da kalkamadım.Bende oyunumu oynadım, her zamankinden bir farkla,  kağıda döktüm bu sefer oyunu.




Rahat gibi gözükmeye çalışsa da gergin mutlu gözükmeye çalıştığı halde mutsuz olduğu gibi. Şikayetçi insanlardan, en çok da nankörlüklerinden. Yine de barışık olmaya çalışıyor onlarla. Sohbetlerin de ne kadar iyi,  ne kadar arkadaş canlısı olduğunu anlatıyor açıkça söylemese de.

       
        Dert ortağı, herkesin kardeşi herkesin ablası, büyüklerle büyük küçüklerle küçük. Çocukların sevimli, şefkatli, ilgili ablası-teyzesi-yengesi.Hiç bir şeyi abartılı değil, her şeyi sade her şeyi içten.Yardımsever, karşılık beklemeden.


        Agresif, hiçbir şeyi beğenmez. Dudak bükmek, beğenmemek bir huy onun için.Evin en küçük oğlu, tembelliği de ukalalığı da düşüncesizliği de bu yüzden. Düşüncesiz bir adam  olduğu gibi en çok kızdığı da, tahammül edemediği de düşüncesizlik.


        Küçük sevimli bir kızdı, saçlarına rengârenk tokalar takmadan, fırfırlı pembe eteğini giydirmeden sokağa çıkarmazdı annesi. Babasının biricik kızıydı hala da öyle, o da çok seviyor babasını. Büyüdü şimdi, sevimli bir kız oldu, ilerde de sevimli bir kadın olacak.Sevimli olduğunu bildiği gibi seviyor da sevimli olmayı.Annesi onunla nasıl ilgilendi ise öyle ilgilenecek kızıyla, zaten en büyük hayalide, biraz kendisine biraz sevdiği adama benzeyen, bir kızı olması.Sevişmesi ateşli, önce ağır kalıyor hissetmek istiyor sonra ateşli sevişiyor.


        Garip bi şekilde güveniyor kendine. Kendine olan güveni ne tam ne de eksik aralarda bir yerlerde. Rahat olduğu insanların yanında çenesi durmaz,  rahat olmadığı insanların yanında süt dökmüş kediye döner. Komik bir adam olmasa da, hatta sıkıcı bir adam olsa da şakacı bir yanı var. Ortaların adamı ne iler de ne geride yaptığı işlerde de eğlencelerinde de.


        Kimse görmemiştir kocaman bir kahkaha attığını, gülümseyişi tebessümden biraz daha fazla. Ruhu durağan çünkü onun. Düzenli tertipli ama başkalarının ki gibi değil onun düzeni tertibi. Ona kimse ne tertipli ne düzenli bir kızsın demese de o elinden geleni yapıyor. Sevdiği filmlerde var kitaplarda ama hiçbiri onu o yapanlardan değil o nasıl doğduysa öyle, çok açık değil ki değişmeye. Konuşacak anlatacak çok şeyi yok. En çok arkadaşlarının başından geçen komik şeyleri anlatıyor konuştuğu zamanlarda, sonra da neden komik olmuyor ben anlatınca diyor, oysa o gün çok daha komikti anlattıkları. Erkeğine düşkün, hayatında ki en değerlisi erkeği.Bir de çocukları olacak ilerde.


                Hayatla, herkesle barışık kimseyle bir derdi yok. Kendine güveni, tam. Sevgiliyle bir de arkadaşlarla vakit geçirmek en büyük eğlencesi. Hızla anlatırken anlatacaklarını karşısındakinin gözlerinin içine bakıyor. Farkında değil ama gözlerinde ki ışıltıya güveniyor. Konuşması vurgulu, geçişli eğlenceli.Her şeyi belirgin, mutluluğu da mutsuzluğu da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder